Her gün yeniden tanışalım mı?

Efnan Atmaca – Art-Niyet tiyatro grubunun yeni oyunu “Fanteziler”, her gün aynı saatlerde, aynı kafede karşılaşan bir kadın ile bir erkeğin hikâyesini anlatıyor. Özden Dilek Karakışla ile Aydın Soysal’ın rol aldıkları oyunun yönetmeni Mehmet Açar. Aynı zamanda sinema eleştirmeni olan Açar, oyunu sahnelerken yedinci sanatın dinamiklerini ön planda tutuyor. Özellikle sahne geçişleri, akıcılık vurgusu öne çıkıyor. Müziklerin de altını çizmek gerekiyor. Oyun boyunca kullanılan şansonlar seyirciyi görselin yanı sıra müzikal de bir yolculuğa çıkarıyor.

İlk bakışma

Her gün aynı kafede rastlaşan kadın ve erkek birbirlerini izliyorlar, ikisinin de içinden tanışmak, buraya ayırdıkları vakti sohbet ederek paylaşmak geçiyor ama duruyorlar. Çünkü o anın hayali, gerçeğinden daha güzel geliyor. “Ya hayal ettikleri kadar büyüleyici bir tanışma olmazsa” cümlesi zihinlerinden çıkmıyor. Birbirlerine isim seçiyorlar, mesleklerini hayal ediyorlar, hikâyelerini düşünüyorlar. Birbirini tanımayan iki insanın ilk konuşması aslında her biri için bulunmaz fırsat. Çünkü kendilerine istedikleri gibi yeni birer kimlik yaratabilirler. İsimlerini, mesleklerini, hikâyelerini istediklerini gibi yazabilirler. Kendileri için sonsuz olasılıklar yaratabilirler. Ve her buluşmada farklı bir heyecan yaşayabilirler. Öyle de oluyor. Acemice de olsa tanışıyorlar. Acemice de olsa birbirlerini tanımak için ilk adımı atıyorlar. Biri öykü yazarı olduğunu söylüyor, diğeri skeç. Biri evli, biri dul… Giderek profesyonelleşiyorlar. İkisi de her seferinde yepyeni hikâyeler anlatıyorlar birbirlerine.

Yeni bir kimlik 

Peki birbirine doğruyu söylemeden bir ilişkiyi sürdürebilmek mümkün mü? “Fanteziler”, hem eğlenceli hem de pek çok soruyu içinde barındıran bir metin. Her gün yeniden doğduğunuz ve koşulları sizin belirlediğiniz bir hayatı birkaç saatliğine da olsa istemez misiniz? Ve tabii ki her gün yeniden tanıdığınız bir kadınla ya da erkekle flört etmeyi. “Fanteziler”, her ne kadar romantik komedi de olsa oldukça fantastik ve düşündürücü bir yanı var. Bir yandan aşkı besleyenin heyecan olup olmadığını sorguluyor, bir yandan insanın kendine neden yeni bir kimlik aramasının sebebini tartışıyor. Oyunla fark ediyoruz ki bir insanı tanımadan onun hakkında sonsuz olasılıklı ‘fanteziler’ kurma imkânınız var. Onu tanıdığınızda olasılıklarınız teke iniyor ve elinizde büyülü bir ilişki ya da hayal kırıklığı kalıyor. Peki oyundaki çifte ne oluyor? Bu elbette sürpriz. Sonuca da seyredince tiyatroseverler karar versin elbette.

‘Aşk, biraz tiyatro gibidir’

Fransız oyun yazarı ve senarist Jean Pierre Martinez’in “Fanteziler” adlı oyunu, Türkiye’de ilk kez sahneleniyor. “Fanteziler”in 3 Mart’ta DasDas’taki gösterimine konuk olacak yazar, oyununun Türkiye’de sahnelenmesi konusunda “’Fanteziler’, romantik bir komedi… Ve biraz da sürrealist. Aşk, biraz tiyatro gibidir: En güzel an, perdenin açılmasından hemen öncedir. Karanlığa gömülürsünüz ve bir süreliğine, keşfetmek üzere olduğunuz tüm o harika şeyleri hayal edersiniz. Ne göreceğinizi bilmezsiniz ve her şey hâlâ mümkündür. Bu oyun ilk kez Türkiye’de sahnelenecek. Bundan büyük mutluluk duyuyorum ve Türk seyircileriyle birlikte ben de heyecanla oyunun sahnelenmesini bekliyorum” diyor.

Author: site

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir