
Apple, Siri yapay zekâ yeteneklerini abarttığı ve Epic Games davasındaki ihtiyati tedbire uyumu yanlış beyan ettiği iddialarıyla açılan toplu hissedar davasının reddi için federal mahkemeye başvurdu. Kaliforniya’nın San Jose kentindeki mahkemeye yapılan başvuruda şirket, yatırımcıların iki ayrı konuda yanıltıldığı yönündeki suçlamaları kabul etmedi. Dava, 3 Mayıs 2024 ile 1 Mayıs 2025 tarihleri arasında Apple hisselerinde oluştuğu öne sürülen ve potansiyel olarak yüz milyarlarca dolara ulaşabileceği belirtilen zararları kapsıyor. Sürecin merkezinde hem Siri’nin yapay zekâ yol haritası hem de App Store komisyonlarını ilgilendiren Epic kararına uyum tartışması yer alıyor. Çifte dava Apple hisselerinde dev zarar iddiasını gündeme taşıdı
Davacılar, Apple’ın Haziran 2024’te düzenlenen bir konferansta Siri’ye entegre edilmesi planlanan iki gelişmiş yapay zekâ özelliğinin zamanlaması konusunda yatırımcıları yanılttığını öne sürüyor. İddiaya göre şirket, söz konusu özelliklerin beklenenden daha uzun sürede tamamlanacağını ve bunun iPhone 16 satışlarını olumsuz etkileyebileceğini bildiği halde kamuoyuna farklı bir tablo sundu. Apple ise mahkemeye sunduğu savunmada, bu yönde somut bir kanıt bulunmadığını belirtti ve ürün geliştirme takvimine ilişkin değerlendirmelerin süreç içinde değişebileceğini vurguladı.
Şirket, Mart 2025’te Siri’nin bazı güncellemelerini ertelediğini duyurdu. CEO Tim Cook da iki ay sonra yaptığı açıklamada daha kişiselleştirilmiş bir Siri geliştirmenin düşündüklerinden biraz daha uzun sürdüğünü ifade etti. Bu açıklama, yatırımcıların beklentileri ile şirketin ürün geliştirme gerçekliği arasındaki mesafeyi yeniden gündeme taşıdı. Akıllı telefon pazarında yapay zekâ özellikleri artık donanım kadar belirleyici bir unsur haline gelirken bir sesli asistanın yetenekleri cihazın genel değer önerisinin parçası olarak konumlanıyor. Bu nedenle Siri’deki gecikmelerin iPhone 16 satış beklentileriyle ilişkilendirilmesi, davanın finansal boyutunu daha da büyütüyor.
Davanın ikinci ayağı ise Epic Games tarafından açılan ve 2021’de sonuçlanan rekabet davasına dayanıyor. Söz konusu davada verilen ihtiyati tedbir kararı, Apple’ın uygulama geliştiricilere kullanıcıları harici ödeme bağlantılarına yönlendirme imkânı tanımasını gerektiriyordu. Bu düzenleme, App Store üzerinden yapılan satın alımlarda uygulanan yüzde 30 komisyon oranının etkisini azaltabilecek bir mekanizma olarak değerlendirildi. Apple, yeni prosedürler tasarladığını ancak bunların kusursuz olacağına dair herhangi bir garanti vermediğini savundu. Şirket, büyük ölçekli platform işletmeciliğinde düzenleyici kararların uygulanmasının teknik ve hukuki karmaşıklıklar içerdiğini dile getirdi.
Epic davasına bakan yargıç, Apple’ın bazı harici satışlar için yüzde 27 komisyon alan yeni bir sistem oluşturmasını eleştirmişti. Aralık ayında federal bir temyiz mahkemesi, yaptırımların bir kısmını bozdu; bu da sürecin hukuki açıdan henüz tamamen kapanmadığını gösteriyor. Hissedarlar ise Apple’ın ihtiyati tedbire tam uyum konusunda piyasaya yeterince açık bilgi vermediğini ve bunun hisse fiyatındaki dalgalanmalara yol açtığını iddia ediyor.
Apple ise savunmasında, 2025 yılı boyunca hisse senedi fiyatında iniş çıkışlar yaşandığını ve bunun küresel ekonomik koşullar ile sektör genelindeki zorluklardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini belirtti. Şirket, geçici fiyat düşüşlerinin doğrudan menkul kıymet dolandırıcılığına bağlanmasının büyük ve temelsiz bir sıçrama olduğunu ifade etti.
Davaya, yaklaşık 1 trilyon dolarlık varlığıyla dünyanın üçüncü büyük emeklilik fonu olduğu belirtilen Güney Kore Ulusal Emeklilik Servisi öncülük ediyor. Fonun ve diğer hissedarların avukatları kamuoyuna ek bir açıklama yapmadı. Kurumsal yatırımcıların bu tür davalardaki rolü, şirketlerin kamuyu aydınlatma yükümlülüklerine ilişkin standartların fiilen nasıl şekillendiğini de etkiliyor. Mahkemenin davayı reddedip reddetmeyeceği, yalnızca Apple için değil, yapay zekâ vaatleri ve platform komisyon modelleri üzerinden değerlenen diğer teknoloji şirketleri için de emsal niteliği taşıyabilir.